Emin Önen

Emin Önen Kişisel Web Sitesi

previous arrow
next arrow
Slider

Türk ve Çin İlişkileri önyargıları aşıyor.

Türk ve Çin İlişkileri önyargıları aşıyor.

Büyükelçi Emin Önen, Çin’in önde gelen gazetelerinden Global Times’a Çin ve Türkiye ilişkileri ile Türkiye-ABD ilişkileri üzerine bir röportaj verdi. Çince ve İngilizce olarak yayınlanan röportajın Türkçe çevirisi aşağıda yer almaktadır.

ABD-Türkiye ilişkileri yakın zamanda gerildi; ABD hükümeti Türkiye’den gelen ürünler için gümrük vergisini yükseltti ve Türkiye’ye birtakım yaptırımlar uyguladı. Türkiye bu yükselen gerilimle nasıl başa çıkacak? Türkiye Batı’ya dönük olan stratejik eğilimini Doğu’ya çevirecek mi? Global Times muhabiri BaiYunyi, Türkiye Pekin Büyükelçisi Abdülkadir Emin Önen ile bu konuları konuştu.

Global Times: Türkiye ve ABD arasında yükselen gerilimin altında yatan sebeplerin neler olduğunu düşünüyorsunuz?

Önen: Birleşmiş Milletler’in kurucularından olan, NATO üyesi ve AB üyesi adayı Türkiye yıllarca barışın, istikrarın ve hukukun üstünlüğünün tesisi için uluslararası alanda tüm yükümlülüklerini yerine getirmiştir. Türkiye’nin bölgede yüzleşmek durumunda olduğu farklı güncel sorunları kabul etmek zorundayız. Suriye’deki savaş, DAEŞ, PKK ve PKK’nın Suriye kolu olan YPG gibi terör örgütlerinden kaynaklanan güvenlik tehditleri, Suriye’den gelen milyonlarca mültecinin insani durumları bölgemizdeki istikrarın sürdürülmesinde risk teşkil etmektedir.

Buna ek olarak, 15 Temmuz 2016’da darbe girişiminde bulunan ve bu darbe girişimiyle 251 sivilin ölümüyle birlikte binlerce insanın yaralanmasına sebep olan Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) Türkiye’ye karşı ciddi bir tehdittir.

Bu bağlamda Türkiye, bu tehditlerin bertaraf edilmesi ve tehditleri oluşturan kuvvetlerin kontrol altına alınması için müttefiklerinin ve dostlarının iş birliğini arzulamaktadır.

Ne yazık ki Türkiye, müttefiklerinin bazılarından güncel sorunların çözümü adına yeterli iş birliği yapmadığını görmüştür. Suriye’deki YPG gibi silahlı grupların istikrar bozan etkileriyle acilen ilgilenilmesi gerekmektedir. Öte yandan, FETÖ unsurlarının da Batı demokrasilerini sığınak misali kullanmasına müsamaha gösterilmemelidir.

FETÖ’nün beyni olan, halihazırda ABD’de yaşayan Fetullah Gülen’in, Türkiye’de yargılanmak ve ABD’de genellikle dernek maskesi altında gizlediği faaliyetlerinin sonlandırmak üzere ABD yetkililerince hızlıca iade edilmesini beklemekteyiz.

Türkiye ve ABD arasındaki ilişkiler, Türkiye’de terör bağıntılı suçlarla yargılanan ABD’li Papaz Andrew Brunson’ın Türkiye tarafından serbest bırakılmaması üzerine ABD’nin iki Türk bakana uyguladığı yaptırımlarla gerilmiştir. Maalesef, ABD Başkanı Trump, Türkiye’den ithal ettikleri alüminyumun ve çeliğin gümrük vergisini iki katına çıkararak ülkemize yönelik saldırıyı ağırlaştırmıştır. Çin’in bu ticaret savaşında ABD vergilerine yaptığı misilleme gibi, Türkiye de ABD’den gelen alkol, tütün ve araba gibi ürünlerdeki gümrük vergisini artırmıştır.

Ayrıca, ABD Başkanı Trump’ın, kendi tweeti aracılığıyla Türk Lirasını hedef aldığına şahit olduk. Bu Türkiye ekonomisine yönelik açık bir saldırıdır.

ABD, ABD’li papazın bırakılmasına dair taleplerindeTürkiye’deki yargı bağımsızlığını göz ardı ederek bulunmuştur. Bu davanın sonucuna mahkemelerce karar verilecektir ve Türkiye’ye iktisadi yaptırımlar uygulamak için bir sebep teşkil etmemektedir.

GT: ABD’nin uyguladığı yaptırımlara ve bu yaptırımların ekonomideki etkisiyle başa çıkabilmek adına Türkiye ne gibi önlemler almaktadır?

Önen: ABD ile olan zorluklarımızda sakin fakat kararlı bir duruşa sahibiz. ABD ile iletişim kanallarını açık tutarken mevcut durumun üstesinden gelmemizi sağlayacak iktisadi önlemlere de odaklanmaktayız.

10 Ağustos’ta Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, 35 milyar liralık gider azaltıcı ve gelir artırıcı bir paketi de içeren yeni iktisadi modeli açıkladı. Bu model Türkiye’yi orta gelirbir ülkeden yüksek gelirli ülkeler seviyesine çıkarmayı, Türk Lirasının güvenini artırmayı, Merkez Bankası’nın özerk yapısını korumayı, ekonomide yapısal reformlara devam etmeyi, kaynakların en müspet şekilde kullanımı için kamu giderlerini kontrol etmeyi, vergi reformunu ve yatırımlarla giderlerin etkili yönetimini öngörmektedir.

Buna ek olarak, bahsi geçen önlemleri uygularken arkadaşlarımız ve meslektaşlarımızla da yakın iletişimimizi sürdürmekteyiz. Ağustos’un başında Başkan Recep Tayyip Erdoğan yeni uygulamaya geçen başkanlık sisteminde gerçekleştirilecek kısa vadeli “100 günlük eylem planını” açıkladı. Bu eylem planıyla çoğu ekonomiye yönelik 400 proje sonuçlandırılacak. Bu hedefler arasında Türkiye’deki turizm sektörünün güçlendirilmesi de yer almaktadır; Çin’den Türkiye’ye gelecek turistlerin sayısında ciddi bir artış beklemekteyiz. Ülkemiz, pek çok sektöre yatırımlarını devam ettirirken Çin tahvilleriyle yapılacağı gibi borçlanma araçlarını da çeşitlendirmektedir.

Bu önlemlerle ve eylem planlarıyla Türk ekonomisine olan güveni tazelemeyi ve yabancı yatırımcılara uygun şartları sağlamayı amaçlıyoruz. Çin şirketleri ve Çinli yatırımcıları özellikle Türkiye’de iş yapmaya davet ediyorum.

GT: Eğer ABD yaptırımları artırırsa Türkiye mütekabil politikalar uygulayacak mıdır?

Önen: Kesinlikle, evet.

GT: ABD ile görüşmeye ülkenizin yetkililerini göndermeye hazır mısınız?

Önen: Evet. Aslına bakarsanız, halihazırda ABD’yi müzakereler için ziyaret etmiş Türkiye heyetlerimiz var.

GT: Şu anki Türkiye-ABD ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz veya tanımlıyorsunuz?

Önen: Uluslararası ilişkilerde ülkeler arasında inişler ve çıkışlar her zaman yaşanabilir; yine de önemli olan bu çalkantılı süreçte bile ülkelerin birbirine saygı göstermesidir. Kabul etmeliyiz ki müttefikler arasındaki ilişkiler, ülkelerin mevcut zorluklara nasıl yaklaştıklarına bağlı olarak farklı süreçlerden geçebilir. Bu konuda mühim olan ülkelerin birbirlerini anlamak için samimi çabalarda bulunmalarıdır.Türkiye, üyesi olduğu ittifaklarda güçlü ve güvenilir bir ortakolmaya devam etmektedir; fakat, diğer ortaklarının ülkenin önemli noktalardaki endişelerini göz önünde bulundurmasını talep etmektedir.

GT: Türkiye ve ABD arasında gerçekleşenlerin “müttefikler arası bir uyuşmazlık” olduğunu mu söylüyorsunuz?

Önen: Böyle de söylenebilir. Diplomatik kanallarımız açık ve devam eden müzakerelerimiz var. Mevcut sorunu diplomatik araçlarla çözmeyi arzu ediyoruz.

GT: Türkiye ve ABD arasındaki gerilim Ankara’nın NATO ve AB ile olan ilişkilerini etkiler mi?

Önen: Türkiye’nin ABD ile yaşadığı mevcut sorunların NATO ve AB müzakereleri ile bir ilişkisi yoktur. Türkiye, NATO’nun önemli bir üyesidir ve AB ile müzakereleri sürdürerek tam üyelik hedefine ulaşmaya kararlıdır. ABD ile olan gerilim sadece ABD ile olan ilişkilerimizi bağlamaktadır; başka hiçbir şeyi değil. Türkiye’nin diğer ülkelerle olan ikili ilişkilerini ve uluslararası örgütlerdeki üyeliğini etkilememektedir.

GT: Başkan Erdoğan, Trump yönetimi tarafından oluşturulan iktisadi baskılara direnmek amacıyla Çin, Rusya ve İran ile “yeni bir ittifak” kuracağını söyledi. Bahsi geçen “yeni bir ittifak” tam olarak ne anlama gelmektedir?

Önen: Başkan Erdoğan Türkiye-Çin iş birliğine değer veren ileri görüşlü bir liderdir. Çin ile olan ikili ilişkilerin düzenli bir şekilde gelişmiş ve 2010’da stratejik ortaklığa dönüşmüştür. Başkan Erdoğan ve Başkan XiJinping geçtiğimiz yıllarda beş defa görüşmüşlerdir. Bu görüşmelerin en sonuncusu geçtiğimiz ay gerçekleştirilen Johannesburg’daki BRICS Zirvesi’nde olmuştur. Liderlerimiz, iki ülke arasındaki geniş iş birliği potansiyeli konusunda hemfikirdirler.

NitekimTürkiye, Kuşak ve Yol girişimine etkin bir ilgi göstermiştir. Başkan Erdoğan geçen yıl Pekin’de gerçekleşen Kuşak ve Yol oturumuna katılımda bulunmuştur. Ülkemiz Çin’i Türkmenistan, Hazar Denizi, Kafkasya ve Türkiye aracılığıyla Avrupa’ya bağlayacak Orta Koridor’un öncüsüdür.Buna ek olarak Türkiye, Orta Koridor ülkelerinin gümrük yetkilileri arasındaki iş birliğini artırmayı amaçlayan Kervansaray Projesini de desteklemektedir. Ülkemizi Azerbaycan’a ve Gürcistan’a bağlayan ve üç ülkenin ortaklığı ile gerçekleştirilen Bakü-Tiflis-Kars demiryolunu da tamamlamıştır. Bu demiryoluOrta Koridor projesinin bütünü açısından hayatidir. Ayrıca, ülkemiz Çin ile Türkiye’nin en doğusu ile en batısını birbirine bağlayacak hızlı tren hattının müzakerelerine devam etmektedir. Bütün bu projelerin Kuşak ve Yol girişimi ile bütünleştirilmesi öngörülmektedir.

Türkiye’de düzenli artış gösteren Çin kaynaklı doğrudan yatırımlar ve Çin şirkleri görmekteyiz. Huawei, Çin Bankası, Çin Endüstri ve Ticaret Bankası, Çin Havacılık Sanayii Kurumu ve Norinco gibi önde gelen Çin firmalar yakın zamanlarda Türkiye’ye ciddi yatırımlar yapmıştır. Dünyanın en büyük on yedinci ve Avrupa’nın altıncı ekonomisi olan Türkiye, Asya ve Avrupa arasında bulunan elverişli coğrafi konumu ve yabancı yatırımcılara yönelik cazip teşvik paketleriyle daha fazla yatırımcıya ev sahipliği yapmak istemektedir.

Çin ile diplomatik ilişkilerimiz 20. yüzyılda başlamış olmasına rağmen ticari, kültürel ve tarihsel bağlamda ilişkilerimiz yüzyıllarca geriye, antik İpek Yolu zamanlarına dayanmaktadır.

Komşularımız olan Rusya ve İran konusunda ise ilişkilerimizin Çin ile benzer şekilde yüzlerce hatta binlerce sene geriye dayandığını söyleyebilirim. Türkiye başta enerji olmak üzere Rusya ile çeşitli sektörlerde pek çok proje yürütmektedir. Benzer şekilde Orta Asya ve Orta Doğu ülkeleri Türkiye’nin dengi ve ortağıdır.

Bu eğilim, Türkiye’nin birden çok aktörle çalışmakla beraber onlarla iyi siyasi ve iktisadi ilişkiler kurma tercihini göstermektedir.

GT: Bahsettikleriniz Türkiye’nin halihazırda Batı’ya dönük stratejik eğilimini Doğu’ya çevireceğini ima ediyor? Diğer bir deyişle, Türkiye geleneksel ortaklıklarını yenileriyle değiştirmeyi mi amaçlamaktadır, yoksa sadece ABD’ye dersini vermeyi mi?

Önen: Türkiye, Çin ve diğer ülkelerle gelişmekte olan bu ilişkileri ABD veya AB ile mevcut olan ilişkilerin yerine koymaya çalışmamaktadır. Türkiye, kendini tüm aktörlerle eşit seviyede ilişkiler kuracak bir konuma yerleştirecek özgüvene ve güce sahiptir. Türkiye bir ortağını diğerine tercih etmez. Çin ile ilişkileri geliştirmekteki amacımız kazan-kazan ilkelerine dayan ikili iş birliğinden faydalanmaktır. Çin ekonomisi ve piyasası Türkiye’ye önemli fırsatlar sunmaktadır ve biz iş dünyamızın Çin piyasalarında daha çok girişimde bulunmasını arzu etmekteyiz. Bu sebeple Türk firmaları 5-10 Kasım arası gerçekleşecek Şangay İthalat Fuarı’nda yer alacaktır. Karşılıklı anlayış ve kazanç oldukça, Türkiye herkes ile iş birliği kurmaya hazırdır.

Türkiye, Batı dünyasındakilere ek olarak Çin, Rusya, İran veya herhangi bir ülke ile ilişkilerini kuvvetlendirdiğinde bazıları ülkenin ekseninin kaydığını iddia etmektedir. Türkiye’nin ekseninin kaydığı iddiasında olan ülkelere özellikle şunu söylemem gerek; Türkiye Çin ile Amerika kıtasının bulunmasından evvel de ticaret yapmaktaydı.

Türkiye stratejik ve ticari öneme sahip bir ülkedir; tarih boyunca hep öyle de olmuştur.

Fransa Başkanı EmmanuelMacron, Çin’e vardı ve milyarlarca değeri olan anlaşmalar imzaladı. Almanya Şansölyesi Angela Merkel, ilk seçildiğinden beri Çin’i 11 kez ziyaret etti. İngiltere Çin ile olan ilişkilerinde “altın çağı”nın yaşandığını ifade etti. Bu bağlamda Avrupa’nın da ekseninin kaydığını iddia edemez miyiz? Hiç kimse bahsettiğim ülkeleri “stratejik eğilimin kayması” ile suçlamadı. Her ülkenin Çin gibi büyük bir ekonomi ile iyi ilişkiler kurmaya çalışması doğaldır. Sadece Türkiye’nin ülke çıkarlarını koruma amacıyla Çin ile benzer karşılıklı kazançlı anlaşmalar imzalamasından dolayıstratejik eğilim kayması iddialarıyla yüz yüze kalmasını anlamak mümkün değil.

GT: Çin halkı Türkiye hakkında karışık ve karmaşık görüşlere sahip. Bazıları Türkiye’nin güzel ve hoş bir ülke olduğunu düşünürken diğerleri ülkenin Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ne yönelik tavrından dolayı üzgün. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

Önen: Öncelikle bu soruyu sorduğunuz için size teşekkür ederim. Ülkelerimiz arasındaki coğrafi uzaklıktan dolayı ülkelerimizin halkları birbirlerini çok iyi tanımıyorlar. Buna ek olarak, Türk halkı Çin hakkındaki haberleri Batılıların gözüyle yazılmış kaynaklardan okumak zorunda kalırken, Çin halkı da bu haberleri başka kaynaklardan alıyor. Bu, Çin halkının bir kısmının Türkiye hakkında birtakım yanlış algılara sahip olmasını ve karışık-karmaşık duygular hissetmesini açıklayan sebeplerden biri.

İnanıyorum ki Türkiye’nin güzel olduğunu düşünenler ülkemizi ziyaret etmiş kişilerdir. Turizm bahsettiğimiz yanlış algıların önüne geçilmesi için önemli bir unsur; Çin’de gerçekleşen Türkiye Turizm Yılı’nda gösterdiğimiz çabalar sonucu Türkiye’yi ziyaret eden Çinli turistlerin sayısı bu sene ikiye katlandı. 2018 sonunda Türkiye’yi bu sene ziyaret etmiş Çinli turistlerin sayısının 400.000 civarına yükselmesini beklemekteyiz. Biliyorum ki Çinli turistler ülkelerine güzel hislerle ve anılarla dönecekler. Bu bağlamda, turizme ek olarak eğitim ve diğer alanlardaki yüz yüze iletişim ve etkileşim bahsettiğimiz yanlış algıların bertaraf edilmesi açısından önemlidir.

İki ülke arasında karşılıklı çıkarların olduğu ve üstüne iş birliği yapılabilecek pek çok mesele vardır. Bu muazzam potansiyelin birkaç önyargıya teslim edilmesi üzücü olur. İki ülke arasındaki yüksek seviyelerden teknik seviyelere kadar olan yakın çalışma ilişkisiyleÇin’de Türkiye’ye yönelik olabilecek önyargıların mesnetsiz olduğu kanıtlanmaktadır.Her şey açıkça tartışıp ortak çözüm arıyoruz. Yakın zamanlarda özellikle kuvvetlendirdiğimiz Türkiye ve Çin arasındaki bu açık iletişim ve karşılıklı güven, ülkelerimizin Sincan Uygur Özerk Bölgesi dahil her konuda çalışmasını sağlamaktadır. Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde barışın ve bereketin ülkelerimiz arasındaki ikili ilişkileri kuvvetlendireceğine olan inancım tamdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir